Tanım
anne baba benide anlayın
Bağlantılarım
*
*
*
*
*
Kategoriler
|
kardes kıskanclıgı
Kardeşini kıskanmayan çocuk yoktur. Eğer bu gerçeği bilirsek, kardeş kıskançlığını önlemek için göstereceğimiz tüm çabaların boşa gideceğini ve kıskançlığı körüklemekten başka bir işe yaramayacağını da anlamış oluruz. Annenin hamile olduğunu fark ettiği veya bir kardeşinin doğacağını duyduğu andan itibaren çocuğun içinde kıskançlık tohumları filiz vermeye başlar. Doğum yaklaştıkça annenin yükü artar, yorgunluk ve halsizlik belirtileri başgösterir. Çocuğunu kucağına alamaz, eskisi kadar ona zaman ayıramaz. Bebek için iç çamaşırı, kundak, elbise ve yatak takımı gibi ihtiyaçlar satın alınmakta, hazırlıklar devam etmektedir. Bütün bu gelişmeler ve kendisine gösterilen ilginin azalması çocuğu derinden sarsar. Kafası sormaya korktuğu sorularla ve şüphelerle dolar. Annesinin sevgisini denemek için olmadık isteklerde bulunur, huysuzlaşır, mızmızlanır, ağlar. Bu sınamalar karşısında anne memnuniyetsizlik gösterdikçe çocuğun huzursuzluğu artar. Asıl fırtına ise, anne kucağında bir bebekle eve döndüğünde kopacaktır.
Bazı anne babalar, çocuğun doğacak kardeşine karşı kıskançlığını en aza indirmek için aşırı bir ilgi ve sevgi gösterişine girer. “Sen her zaman bizim biricik çocuğumuz olarak kalacaksın, sana olan sevgimiz hiçbir zaman azalmayacak” derler. Yeni hediyeler alırlar; ayrı odada yatıyor ise kendi yatak odalarına alır, aralarında yatırırlar. Bütün bu yapay çabalara gerek yoktur, çünkü bir işe de yaramaz, aksine çocuğun şüphelerini artırır.
Bir çocuk yeni doğan kardeşine karşı aşırı sevgi tezahürleri sergiliyor ise, kesinlikle rol yapıyordur ve bunun sebebi de anne babadır. Çünkü anne baba ona iyi çocukların kardeşini kıskanmaması ve sevmesi gerektiğini söylemişlerdir. Çocuk anne babasını memnun etmek için kıskandığı halde kıskanmamış gibi davranarak gerçeklerden kaçmakta, kaçış mekanizması olarak kıskançlığını sevgi ile yücelterek inkâr yolunu seçmektedir. “Ne cici, ne tatlı bir bebek değil mi anne? Aman dikkat et, öyle tutma, kardeşimi düşürürsün!” diyerek kardeşini seven ve koruyan bir rol takınır. Ancak çocuk zamanla, yine anne babanın davranışlarına bağlı olarak, bu kaçış mekanizmasının işe yaramadığını görecek; bastırdığı kıskançlık duygusu bütün şiddetiyle davranış bozukluğu olarak ortaya çıkacaktır.
Davranış bozukluğu olarak ortaya çıkan kardeş kıskançlığını anne babaların teşhis etmesi kolay değildir. ‘Mutlu çağa dönüş arzusu’ adını verdiğimiz davranış bozukluğu en sık görülen kardeş kıskançlığı belirtilerindendir. Düzgün konuşan üç-dört yaşlarındaki bir çocuk birdenbire bebeksi konuşmaya başlar. Büyük ve küçük tuvalet ihtiyacını haber verdiği, hatta kendi başına giderebildiği halde altını ıslatmaya başlar. Uyku bozuklukları ve iştahta azalma başgösterir.
Anne baba ortaya çıkan huysuzluklar, yaramazlıklar, bebeğin canını acıtmalar ve davranış bozuklukları karşısında sert tavır alır, ceza yoluna başvurursa; ortaya yeni ve daha ciddi davranış bozuklukları çıkacaktır.
|
Tarih: 02:15, 27/7/2007 Kategori: kardes iliskileri |
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
ovgu
Çocuk yetiştirmedeki ve özellikle çocuğun kişiliğini yerleştirmedeki temel ilkelerden biri de övgünün harikalar yaratan gücünü kullanmaktır. Bütün çocukların övülmeye ihtiyacı, hepsinin de övgüye ve takdire değer yanları vardır. Övgüye değer yanlarını arayın! O yönleri hakkında övgünüzü esirgemeyin! Bir çocuğun iyi yanlarını övmek, kötü yanlarını cezalandırmaktan daha önemlidir. Olumlu davranışların üzerinde durun.
Onu toplum içinde övün. Liderlik hakkındaki bir kitabın yazarı olan Kenneth Blanchard "İnsanları iyi bir şey yaparken yakalayın ve yaptıklarını herkese anlatın" der. Hak eden birine toplumsal güveni vermek dünyanın en iyi liderlik tekniğidir. Toplum önünde teşhir etmenin çok caydırıcı bir yol olması gibi, toplum önünde övgü de kişinin performansını arttırmada en etkili yoldur. Bu tavsiye sadece yetişkinler için değil, aynı zamanda yetiştirilmekte olan çocuklar için de geçerlidir.
New York Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi. Sirgay Sanger "Evet demek; Evet, her zaman hayır demekten daha etkilidir. Övgü disipline sokmanın en iyi yoludur. Övgü çocuğunuzun hem gereksinimlerini hem de isteklerini sınırlar" der.
Dr. Sanger "Hoşunuza gideni coşkuyla karşılarsanız, coşkunun eksikliği hoşunuza gitmediğini gösterir. Çocuğunuzun yemeğini dökmemesini bekleyin, sonra temizliği için övün" der.
Dr. Lubetkin "Asla, odanı temizlediğin için seni seviyorum demeyin" der. "Sen kötü bir çocuksun yerine, dur yaptığın hiç hoş değil" deyin. Bir çocuğa asla hüsran kaynağı olduğunu söylemeyin. "Bana ne yaptığına bak" asla demeyin.
Doğrularını överek ve hatalarına göz yumarak, başarıya doğru adım atmasına yardımcı olun. Başarısızlığa uğradıklarında onlara yardım etmek için yanlarında olduğunuzu gösterin.
Çocuğunuzun bir işi ters gidip, hüsrana uğradığında engeli aşmak için övgüyü kullanın. Örneğin; "Geçen gece ali ödevini son dakikaya bırakmıştı ve bitirmemek için elinden geleni yapıyordu." diyor annesi. "ali ödevinin çoğunu yaptın, aferin hak ettin. Biraz daha gayret ettin mi bitireceksin, ben de seninle gurur duyacağım" dedim. İşine döndü, bitirdi ve yaptığından memnun oldu. "Neticede O'nu başarıya götüren gücün kendisinde olduğunu öğrendi. |
|
|
|
Tarih: 02:09, 27/7/2007 Kategori: ovgu gereksinimi |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
anne-baba egitimi
Günümüzde icra edilen tüm meslekler, eğitime tabi tutulmakta ve nasıl daha iyiye doğru götürülebileceği öğrenilmektedir. Bütün bunlar için enerji, zaman ve para harcanmaktadır. Toplumumuzun ve geleceğimizin ham maddesi olan çocuğun ev içinde nasıl gelişeceğini, eğitilip yetiştirileceğini öğrenip doğru uygulaması gereken anne-baba adaylarına da bu meslekte eğitim verilmelidir. Hemen hemen hepimiz, seçip seçmeme söz konusu olmadan, yetenekli olup olmadığımız soruşturulmadan, ön hazırlıksız, kurs-test almaksızın ve sınavlara dahi katılmadan yaşamımızın aşağı yukarı 20 yılını anne-baba mesleğinde geçirmekteyiz.
Anne-babalıkta çocuğu beslemek, giydirmek, sağlığını korumak ve onu okula gönderebilmek, iyi bir ebeveyn olmak için yeterli değildir. Günümüz çağdaş dünyası kişiliğini, zekasını ve yeteneklerini de geliştirmiş, kendine güveni olan bireyler aramaktadır. Eğitim sadece okulların sağladığı bir avantaj değildir. Gerçek eğitim evde alınan eğitimdir. Bu da sadece yanlışların düzeltilmesi, öğütlerde bulunmak, uyarmak anlamına gelmez. Çocuk eğitmek, yetiştirmek, çocuğun kişiliğinin tüm potansiyelinin gelişebileceği bir ortamı okul dışında ve okulu tamamlayıcı olarak ev içinde sağlamak ve bunun işlevliğini temin etmek demektir. Uçakların uçuşa hazırlandığı havaalanları gibi ev ortamları da çocukların hayata hazırlandıkları yaşama uçuş alanlarıdır.
Çocuk eğitiminin bir bölümünü yuva ve okullar yüklenmişse de, çocuk yaşamının 1/4'ünü okulda, 3/4'ünü evde geçirir. Bu açıdan bakıldığında çocukların yetiştirilmesinde anne-babanın rolü çok daha büyük ve önemlidir.
Anne-babalar günün 24 saatini, hem de tatil hakkı bile kullanmadan yaşamlarının 20 yılını bu meslekte geçirirler. Diğer mesleklerde deneme-yanılma uygulanabilir. Ancak anne-babalık mesleğinde deneme-yanılmaların sonucu ne yazık ki çok ciddi sorunlara sebep olmaktadır. Bu nedenle ciddi bir meslektir, eğitim gerektirir. Ayrıca bir sanattır. Geleceğin ve toplumun temel taşları olan en değerli varlıklarımız, çocuklarımız için bu sanatın öğrenilmesi, eğitilmesi gerekliliğine içtenlikle inanıyorum.
|
Tarih: 02:05, 27/7/2007 Kategori: anne-baba egitiminin onemi |
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
cagdas anne-baba
|
|
Yüreklendirme ve Çabaların Takdiri
Çocuk yapılması gereken ve beklenen davranışlarda bulunduğunda hiç bir tepki gösterilmez, çocuğun böyle yapması normal görülür. Ancak yaptığı en küçük hatada hemen olumsuz tepkiler verirsek hatalı davranmış oluruz. İkaz ve tepkilerin işlevliği ancak olumlu davranışlara da gösterilirse geçerli olur. Olumsuz davranışlara verilen olumsuz tepkiler üzerine kurulu eğitim sisteminde çocuk kişilik ve yeteneklerini geliştirme olanağı bulamadığı gibi girişimciliğini de yitirir. |
 |
Olumlu Pekiştirme
Biz canlılar hazza yöneliğizdir, hoşumuza gidenleri tekrar duymak, yaşamak isteriz. Aferin, ne güzel olmuş'un, sihirli bir etkisi vardır. İşte davranış mühendisliği denilen bilim dalı haz ve acı ilkesi üzerine kurulmuştur. Haz durumuna yaklaşır (yemek, okşamak, yakınlık, güzel söz) acı durumundan kaçarız (kötü söz, bağırma, acı verme, dayak, ceza).
Olumlu davranışı tekrarlatmanın, kalıcı olmasının en iyi yolu, o davranış görüldüğünde hemen olumlu tepki göstererek, davranışı pekiştirmektir. Aferin, çok iyi olmuş, çok hoşuma gitti gibi sözler hem davranışı tekrarlatmak için bir garanti, hem de aile içi sağlıklı iletişimin kaynağıdır. Bunlar zaten böyle olmalı deyip, tepki vermemek bir eğitim eksikliğidir.
Davranış mühendisliğinin diğer bir yöntemi kademeli yaklaşımlardır. İstenilen davranış yaklaşık olarak istenilene yakın hale geldiği zaman, anında olumlu pekiştirme yapılarak çabası yüreklendirilir. Örneğin; çocuk tabağındaki yemeğinin yarısını hiç uyarılmadan yedi, bitiremedi. Olumlu tepki, bugün yemeğinin yarısını ben söylemeden yedin, çok memnunum, şeklindedir. Çocuğun gayreti fark edilmiştir, yüreklendirilmiştir, pekiştirilmiştir. Böylece çocuk bu davranışı daha sık gösterir. Kademeli yaklaşmalar, davranış istenen kıvamda olmasa bile olumlu pekiştirme göstermek veya çabayı fark ettiğinizi göstermektir. |
 |
Örnek Olmak
Eğitimin diğer bir güçlü öğesi de örnek olmaktır. Kızlar annelerini, erkekler babalarını, daha ileri yaşlarda öğretmen, arkadaş veya farklı yetişkinleri örnek alırlar. Ancak toplumumuzda yetişkinler dünyası, söylediğimi yap, yaptığımı yapma ilkesi üzerine kurulmuştur. Anne-baba çocuğunu döver, ancak çocuk kardeşini dövünce çok kızılır. Baba komşuya evde olmadığımı söyle der, ama çocuk yalan söyleyince kızılır, yalan üzerine konuşulur. Çocuğunun küfür ettiğinden yakınan bir anne "bu geri zekalı da nereden öğreniyor bunları" demişti bize. Öğütlerden çok istenilen davranışları örnek olarak göstermek güçlü bir yöntemdir. |
 |
Çocuğu Dinlemek
Çağdaş anne-baba eğitimine getirilen yeni bir yöntem de çocuğunu dinleyebilmektir. Bu yetenek kazanılır ve öğrenilir. Çocuğu gerçek dinleme sessizlik, anlayış, empati (kendini çocuğun yerine koyarak, olaya bakabilme yeteneği) ve yorumsuz dinleyebilme yeteneği gerektirir. Çocuğu dinlemek onun isteklerini mutlaka yerine getirmek değildir. Dinlemek o sırada sorunu olduğunu anlatan kişiyi rahatlatmak, anlayabilmek demektir.
Çocuk konuşurken dinlenildiği zaman:
 |
Konuşma yeteneği, kelime hazinesi gelişir, kendini rahatlıkla ifade eder. |
 |
Çocuk derdini ve sorununu davranışla göstermek yerine (saldırganlık, ağlama, huysuzluk) sözle ifade ederek rahatlar. |
 |
Anlaşıldığını hisseden çocuk kendini daha huzurlu ve güvenli hissettiği gibi, sorunlarını konuşarak halleder. |
 |
Çocukla anne-baba arasında bir yakınlık doğar, çocuk onlara danışır, diyalog doğar. |
 |
Söyledikleri dinlenen çocuk da, anne-babasını dinlemeye başlar. | |
 |
Yıkıcı Kızgınlık İfadesinden Yapıcı Kızgınlığa
Kızgınlığın yapıcı ve olumlu ifadesi, öğrenilmesi şart olan çok önemli bir yaklaşımdır. Yıkıcı kızgınlığın davranış ifadesi dayak, sözel ifadesi de sözle yaralamaktır. Kızgınlık genellikle SEN sıfatı ile dile getirilir. "SEN NE BİÇİM ÇOCUKSUN" gibi.
Çağdaş anne-baba eğitiminde SEN yerine BEN kullanılır. BEN ile ifade edilen olumsuz duygular "söylediklerime bu şekilde cevap verdiğin zaman çok kırılıyorum" gibi bir konuşma çocuğu savunulucuğa itmediği gibi, anne-babasının duygularını daha iyi anlamasına, onları üzmemek için davranışını değiştirmesine neden olur. Ben dili ile ifade edilen yapıcı kızgınlıktaki çatışmalar çözülerek aile içi iletişim daha sağlıklı ve değerli olur. Sosyal bilimlerin ilerlemesi sonucunda insan ilişkilerinde yararları geçerlilikleri saptanan bu yöntemler aile içinde de her kişinin kullanabileceği uygulamalara dönüşmüştür. Geleneksel katı yaklaşımların, kişilik gelişmesine zararları saptanmıştır. Zira çocuğumuzu yetiştirmek ve eğitmek, aslında kendimizi eğitmek ve yetiştirmek demektir. |
|
|
| |
| |
Tarih: 02:01, 27/7/2007 Kategori: cagdas anne-baba egitimi neleri kapsar |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
aile
Ailede ortak disiplin anlayışı, her şeyden önce çocuğun ikilem yaşamaması açısından çok önemlidir. Annenin "hayır" dediğine babanın "evet" demesi başlangıçta çocuğu belirsizliğe ve kararsızlığa, daha ilerideki yaşlarda ise inatçılığa ve itaatsizliğe sürükler. Nasıl olsa istediğini eninde sonunda yaptıracaktır. Bu nedenle anne ve baba birbirlerinin yaptıklarını onaylamasalar bile o an çocuğun yanında itiraz etmemeleri doğru olur. Çocukta, çelişkiler içinde inatçı, dediğim dedik ve meydan okuyan bir kişilik gelişmemesi için anne ve babanın kurallar konusunda tutarlı kararlar almaları gerekir.
Çocukta sık sık görülen yemek yeme sorunu, gece geç yatma ve uyku güçlüğü, inatçılık gibi davranış bozukluklarını çoğunlukla babanın çalıştığı, annenin çocuğun eğitimi ile ilgili olduğu ailelerde görülür. Bu tür ailelerde babanın çocukla daha çok sevgi alış verişinin olduğu, ancak babanın çocuğun eğitimine ayracak zamanı veya gücü olmadığını da görüyoruz. Az da olsa anne ve babanın yer değiştirdiği olmaktadır. Annenin onaylamadığı davranışlara babanın hoş görü ile bakması beraberinde bir başka sorunu da getirmektedir. Anne saygınlığını yitirmekte, çocukla deyim yerinde ise yüz-göz olmaktadır. Çocuk yemeyi ret ederek, uyumamakta direnerek, ve sık sık akıl almaz isteklerde bulunarak annenin gücünü denemektedir.
Sonuç olarak tam sağlıklı anne babalık ve sağlıklı bir aile ortamı oluşturabilmek herkes için kolay değildir. Ancak çocuk konusunda neye kızıp, neye kızmayacaklarını, neye ödül neye ceza vereceklerine, hangi kurallarda esnek, hangi kurallarda kesin davranılacağına önceden karar veren anne ve babalar çocuğun gelişimi ve eğitiminde tutarlılık gösterirler ve ortak aldıkları sorumluluğun keyfini çıkarırlar.
|
Tarih: 01:57, 27/7/2007 Kategori: ailenin psikososyal ortami |
Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|